13 Nisan 2014 Pazar

Uykusuzluk Tedavisi

Uykusuzluk Tedavisi
Uykusuzluk çekenlerin bir can simidi gibi gördüğü uyku ilaçları, sadece birkaç haftayla birkaç ay gibi kısa bir süre içinde bağımlılık yaratabilir. Kişi ilaçsız hiç uyku uyuyamaz hale gelir. Uykusuzluğun tedavisiyle ilgili soruları Doç. Dr. Nalan Kayrak yanıtladı: 

Uykusuzluğun tedavisi nasıl yapılır?
Bazen ilaçlarla bazen de yanlış uyku davranışlarının değiştirilmesiyle yapılır. Uykusuzluğa horlama, uykuda solunum durması gibi sorunlar yol açıyorsa cihazlardan yararlanılır; hatta bazen ameliyat gerekir.

Peki ne tür ilaçlar kullanılıyor?

Yatıştırıcılar (uyku ilacı) ve antidepresanlar uykusuzluk tedavisinde başvurduğumuz ilaçlar. Yatıştırıcıların çok uzun süre kullanılmaması gerekiyor. Çünkü bu ilaçlar birkaç haftayla birkaç ay gibi kısa bir sürede bağımlılık oluşturur. Kişi bu sürenin sonunda ilaçsız hiç uyku uyuyamaz hale gelir. 
Antidepresanlar ise genellikle psikiyatrik belirtilerin bulunduğu uykusuzluk türünde kullanılır. Toplumda uykusuzlukların mutlaka yatıştırıcı, uyku verici ilaçlarla tedavi edildiği gibi yaygın ve yanlış bir kanı hakim. Bu inanış yüzünden iki grup hastayla karşılaşıyoruz. Birinci grupta, ilaç bağımlısı olmaktan korktuğu için doktora başvurmaktan kaçınanlar var. Çünkü bu hastalar doktora giderlerse mutlaka kendilerine bağımlılık yapıcı bir ilaç verileceğini düşünüyor.

İkinci grupta ise 'Nasılsa yatıştırıcı ilaç verecek, doktora gitmeme gerek yok. Eczaneden kendim de alsam olur' diyen hastalar var. Oysa uykusuzluğun tipleri birbirinden farklı, tedavileri de farklı. Bazı uykusuzluklarda yatıştırıcılar kullanmak gerekiyor ama uykusuzluk her zaman ilaçla tedavi edilmiyor. 
Uykusuzluk ne zaman ilaçla tedavi edilir?

Kısa süreli uykusuzluklarda bazen yatıştırıcı, uykuya dalmayı kolaylaştırıcı ilaçlar verilebilir. Ancak ilaç vermeden önce uykusuzluğa eşlik eden başka bir hastalık olup olmadığına dikkat edilmeli. Uykusuzluk psikiyatrik bir hastalığın önde gelen belirtisiyse, örneğin depresyon söz konusuysa tek başına yatıştırıcı ilaç kullanılması, durumu kötüleştirebilir. Uykusuzlukla birlikte uykuda solunum bozukluğu, yani horlama ve uykuda nefes durmaları (apne) varsa, yatıştırıcı ilaç kesinlikle kullanılmamalı. Çünkü bu tür ilaçlar apneler sırasında ortaya çıkan oksijen azalmalarını çok daha kötü hale getirir. Uykusuzlukla birlikte huzursuz bacak hastalığı varsa depresyon giderici ilaçlar bu hastalığın belirtilerini daha da kötüleştirir. Yani uykusuzluk düzeleceğine artar. Kronik uykusuzluk durumunda ise hasta ilaç bağımlısı olmaya çok eğilimlidir; zaten çoğunlukla daha önceden çok sayıda ilaç kullanmıştır; bu ilaçlara karşı bağımlılık ortaya çıkmıştır. Bu nedenle yeni ilaçlar verilse bile bir süre sonra bunlar da etki etmemeye başlar.

Kişi uykuyla ilgili olumsuz davranışlarını da değiştirmediği için bir türlü sağlıklı uykuya kavuşmaz. Bu nedenle ilaçlar konusunda çok dikkatli olmak gerekir.

Uykuyla ilgili değiştirilmesi gereken olumsuz davranışlar neler?

Düzenli uyku alışkanlığı denilince genellikle aynı saatte yatağa gitmek akla geliyor. Oysa kural şu: Uykumuz tam gelmeden yatağa girmemeliyiz. Buna karşılık olarak birçok kişi "Ama zaten benim uykum hiç gelmiyor ki" diyor. Biz bu hastalara "Uyku ritminizi düzeltmek için belki de birkaç gece uykusuzluğa katlanmanız gerekiyor. Yani uykunuz gelmiyorsa o gece uyumayın. Hatta ertesi gün, bunu telafi etmek için de uyumamanız gerekiyor. Ama sabahları hep aynı saatte kalkmaya kendinizi alıştırın" diyoruz. Sağlıklı bir uyku için en önemli başlangıç noktası, gece bir - iki saat uyumuş olsanız bile sabah aynı saatte kalkmaktır. Çünkü bir süre sonra, beyniniz bu programa uyacak ve gece hangi saatte uyumanız gerektiği kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Yaygın yapılan hatalardan biri de yatakta uzun süre kalmak. Diyelim ki, uykuya dalmanız yarım saatten uzun sürdü. Ya da uyudunuz ama bir süre sonra uyandınız ve tekrar dalamıyorsunuz. Eğer uykunuz açılmasın diye yatakta kalmaya devam ederseniz uykuya dalmanız daha da zorlaşacaktır. Ne kadar uykuyu bekler, onu ne kadar kovalarsanız o da sizden o kadar kaçar. Yapmanız gereken şey yataktan çıkmak, dikkatinizi uyuma düşüncesinden uzaklaştırmak, hoşlandığınız birkaç işle uğraşmak ve biraz gevşemektir. Böylece uykunuzun tekrar gelmesini sağlayabilirsiniz. 

Alkol rüyalı uykuyu azaltır

Alkol almak uyumayı kolaylaştırır mı?

Alkol başlangıçta uykuya geçişi kolaylaştırabilir ama uykunun yapısını bozar. Özellikle de rüyalı uykuyu (REM) azalttığı için uykuyu böler, hatta gece yarısı sık sık uykunun bölünmesine yol açar. Sabah da çok kötü, dinlenememiş, uykuya doymamış bir halde uyanmaya sebep olur.

Bitkisel çaylar uykuya dalmak için yararlı mı?

Yatıştırıcı özelliği olan bitkisel çaylar, miktarına dikkat etmek şartıyla kullanılabilir. Bunların en çok bilinenleri kediotu ve sarıkantaron. Akşam saatlerinde bir fincan bitki çayı içmek uykuya dalmayı kolaylaştırabilir.

Uykusuzluk çeken herkes uyku laboratuvarında değerlendirilmeli mi?

Hayır. Öncelikle uykusuzluk şikâyeti olan kişiyle görüşme yapılır. Bu görüşme bize hastanın durumuyla ilgili önemli bilgiler verir. Genellikle bu görüşme sonucunda uyku laboratuvarına gerek kalmadan problem anlaşılır ve tedaviye başlanır. Fakat bazı kişiler aylardır, hatta yıllardır hiç uyumadıklarını söyler. Bu tür uykusuzluk şikâyetinde uyku laboratuvarında inceleme yapmak şart. Uykuları kesintiye uğrayanlarda da uykuyu bölen durumun ne olduğunu laboratuvarda görmek gerekir. 

En iyi uykuyu almak için Yatak Burda.

Uyku beyni Onarıyor

Tıbbın uyku ile henüz bilmediği çok şey olmakla birlikte artık biliyoruz ki bedenin onarımı, çeşitli madde ve hormonların sentezi, hafızanın yapılandırılması, psikolojik dinlememiz uykunun belli dönemlerinde gerçekleşiyor. 

"Uyku tekdüze bir süreç değil. Uykuya dalış, yüzeyel uyku, derin uyku ve rüya ile ilişkili -REM- (rapid eye movement = hızlı göz hareketleri) olmak üzere dört dönemi bulunuyor. Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Ferda Korkmaz yetişkin bir kişinin ihtiyaç duyduğu uyku süreleri ile ilgili şu bilgileri verdi:
"Uyku süremiz yaşla birlikte değişmekle birlikte, herkesin uyku süresi kendine hastır. Bunu değiştirebilmek pek mümkün değildir. Bazı kişiler günde 12 saat, bazı kişiler ise 4 saat uykuya ihtiyaç duyarlar. Ancak toplumda bir çok erişkinin ortalama uyku süresi 6- 8 saattir. Yaşla birlikte hem uyku süresinde hem de uyku mimarisinde değişiklikler olur. İnsanlar yaşlandıkça, toplam uyku süresinde ve rüyayla alakalı uyku evresinde geçen sürede bir düşüş başlar. Yeni doğmuş bir bebek günde 16 saat uyur, rüya ile ilişkili REM dönemi oldukça yoğundur. Buna karşın bebeğin 30 yaşındaki annesi günde altı saat uyur (eğer şanslıysa) ve bu sürenin sadece dörtte birlik bölümünü REM’de geçirir.

Orta yaşlardan itibaren, uyku süresinin azalmaya başlamasının yanı sıra, uykunun karakteri de değişir. Bu yaşlardaki insanlar rüyayla ilişkili evrede daha az uyurken, yüzeyel uyku dönemleri daha uzun sürer. İnsanlar yaşlandıkça daha erken uyuyup daha erken kalkarlar. Gençlerde ise tam tersidir. Gençler, gece daha geç saatlere kadar kalırlar ve günün çoğunu uyuyarak geçirirler. Seksenli yaşlarda bu değişiklik daha belirgindir. Gün içindeki uyuklamalarla birlikte günlük toplam uyku süreleri 6- 7 saat olabilir. Bu kişiler gün içinde birçok kez uyuklasalar da bunların toplamı nadiren bir saati geçer. Yaşlıların günde 8- 10 saat uyumaları gerektiği söylemi doğru değildir.”

Kişinin gerek duyduğu uyku süresi şu şekilde hesaplanabiliyor. Kişi, uyanık olduğu her iki saat için bir saatlik uykuya ihtiyaç duyuyor. Yaş ilerledikçe bu değişiyor, uyanık kalınan her iki saat için 45 dakikalık uyku gerekiyor. Başka bir deyişle, gün boyunca uyanık kalınan her saat için "uyku borcu” biriktiriliyor. On altı saatlik bir günün sonunda, genç bir insanın "uyku bankasına” borcu sekiz saate ulaşıyor. Buna karşılık yaşlı bir kişinin uyku borcu sadece yaklaşık altı saat düzeyinde bulunuyor.

Uykusuzluk kişiyi nasıl etkiler? 
Eğer uyku için yeterli zaman ayrılmazsa kişi uykudan yoksun kalıyor. Bu durumda gün içerisinde uykulu olmanın yanı sıra, kişide düşünmeyle ilgili sorunlar da ortaya çıkıyor. Yeni şeyleri öğrenme daha yavaş gerçekleşiyor, bellek ile ilgili ve karar verme süreçlerinde sorunlar yaşanabiliyor. Uyku yoksunluğu dışında bir takım uyku rahatsızlıklarında da özellikle uykuda solunum bozukluklarında uyku mimarisindeki ve kan oksijen düzeyindeki değişikliklerin tetiklediği olaylar, ciddi bilişsel ve bedensel bozulmalara neden oluyor. Bunlar arasında kalp, akciğer ve hormonal hastalıklar yer alıyor.

Yaşlı kişiler, uykusuzluk durumunda, kendilerini gençler kadar çok çabuk toparlayamayabilir. Kişilerin 24 saat boyunca uyanık bırakıldığı bir araştırmada, 70’li yaşlardaki kişilerin kendilerine gelmelerinin, genç kişilere göre en az bir gün daha uzun sürdüğü ortaya çıktı. Öte yandan cinsiyet de, uykusuzluğun etkisinde farklılık yaratabiliyor. Örneğin kadınlar, erkeklere göre daha hızlı kendilerine geliyorlar.

Osman Müştüoğlu 

Alıntıdır.

Ne Kadar Uyumalıyız

ağlam Bir Hafıza İçin Günde Ne kadar Uyumalıyız
Tıbbın uyku ile henüz bilmediği çok şey olmakla birlikte artık biliyoruz ki bedenin onarımı, çeşitli madde ve hormonların sentezi, hafızanın yapılandırılması, psikolojik dinlememiz uykunun belli dönemlerinde gerçekleşiyor. 

"Uyku tekdüze bir süreç değil. Uykuya dalış, yüzeyel uyku, derin uyku ve rüya ile ilişkili -REM- (rapid eye movement = hızlı göz hareketleri) olmak üzere dört dönemi bulunuyor. Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Ferda Korkmaz yetişkin bir kişinin ihtiyaç duyduğu uyku süreleri ile ilgili şu bilgileri verdi:
"Uyku süremiz yaşla birlikte değişmekle birlikte, herkesin uyku süresi kendine hastır. Bunu değiştirebilmek pek mümkün değildir. Bazı kişiler günde 12 saat, bazı kişiler ise 4 saat uykuya ihtiyaç duyarlar. Ancak toplumda bir çok erişkinin ortalama uyku süresi 6- 8 saattir. Yaşla birlikte hem uyku süresinde hem de uyku mimarisinde değişiklikler olur. İnsanlar yaşlandıkça, toplam uyku süresinde ve rüyayla alakalı uyku evresinde geçen sürede bir düşüş başlar. Yeni doğmuş bir bebek günde 16 saat uyur, rüya ile ilişkili REM dönemi oldukça yoğundur. Buna karşın bebeğin 30 yaşındaki annesi günde altı saat uyur (eğer şanslıysa) ve bu sürenin sadece dörtte birlik bölümünü REM’de geçirir.

Orta yaşlardan itibaren, uyku süresinin azalmaya başlamasının yanı sıra, uykunun karakteri de değişir. Bu yaşlardaki insanlar rüyayla ilişkili evrede daha az uyurken, yüzeyel uyku dönemleri daha uzun sürer. İnsanlar yaşlandıkça daha erken uyuyup daha erken kalkarlar. Gençlerde ise tam tersidir. Gençler, gece daha geç saatlere kadar kalırlar ve günün çoğunu uyuyarak geçirirler. Seksenli yaşlarda bu değişiklik daha belirgindir. Gün içindeki uyuklamalarla birlikte günlük toplam uyku süreleri 6- 7 saat olabilir. Bu kişiler gün içinde birçok kez uyuklasalar da bunların toplamı nadiren bir saati geçer. Yaşlıların günde 8- 10 saat uyumaları gerektiği söylemi doğru değildir.”

Kişinin gerek duyduğu uyku süresi şu şekilde hesaplanabiliyor. Kişi, uyanık olduğu her iki saat için bir saatlik uykuya ihtiyaç duyuyor. Yaş ilerledikçe bu değişiyor, uyanık kalınan her iki saat için 45 dakikalık uyku gerekiyor. Başka bir deyişle, gün boyunca uyanık kalınan her saat için "uyku borcu” biriktiriliyor. On altı saatlik bir günün sonunda, genç bir insanın "uyku bankasına” borcu sekiz saate ulaşıyor. Buna karşılık yaşlı bir kişinin uyku borcu sadece yaklaşık altı saat düzeyinde bulunuyor.

Uykusuzluk kişiyi nasıl etkiler? 
Eğer uyku için yeterli zaman ayrılmazsa kişi uykudan yoksun kalıyor. Bu durumda gün içerisinde uykulu olmanın yanı sıra, kişide düşünmeyle ilgili sorunlar da ortaya çıkıyor. Yeni şeyleri öğrenme daha yavaş gerçekleşiyor, bellek ile ilgili ve karar verme süreçlerinde sorunlar yaşanabiliyor. Uyku yoksunluğu dışında bir takım uyku rahatsızlıklarında da özellikle uykuda solunum bozukluklarında uyku mimarisindeki ve kan oksijen düzeyindeki değişikliklerin tetiklediği olaylar, ciddi bilişsel ve bedensel bozulmalara neden oluyor. Bunlar arasında kalp, akciğer ve hormonal hastalıklar yer alıyor.

Yaşlı kişiler, uykusuzluk durumunda, kendilerini gençler kadar çok çabuk toparlayamayabilir. Kişilerin 24 saat boyunca uyanık bırakıldığı bir araştırmada, 70’li yaşlardaki kişilerin kendilerine gelmelerinin, genç kişilere göre en az bir gün daha uzun sürdüğü ortaya çıktı. Öte yandan cinsiyet de, uykusuzluğun etkisinde farklılık yaratabiliyor. Örneğin kadınlar, erkeklere göre daha hızlı kendilerine geliyorlar.

En iyi uyku için Yatak Burda'yı tercih edin.

Yatak Seçimi

Yatak Seçimi Cinsel Hayatı Etkilermi
Cinsel aktivitelerin büyük bölümü yatakta geçer. Elbette evin diğer bölümlerinde de değişik fanteziler gerçekleştirilebilir. Ancak çiftlerin büyük çoğunluğu yatak dışında cinsel birleşme yaşarken rahat hissetmezler. Peki, hem sağlıklı bir uyku hem de cinsel yaşam için bir yatakta hangi özellikler olmalıdır?

Aktif seks dostu
Hayal gücünüze bağlı olarak cinsel yaşamınız da zenginlik kazanabilir. Bu tip durumlarda kolay hareket ettirilebilecek, rahatça kaldırılıp yeri değiştirilebilecek bir yatak seçmelisiniz.

Esnek
Esnek bir yatak cinsel ilişki sırasında daha kolay pozisyon değiştirmenizi sağlarken vücudunuza zarar vermenizi de önleyecektir. Kolay esneyen bir yatak en çok yaralanan bölge olan dizlerin daha rahat etmesini sağlayacaktır.

Enerjiyi emen
Cinsel yakınlaşmaların ne zaman meydana geleceği pek tahmin edilemez. Evdeki misafirlerinizin veya yan komşularınızın özel hayatınıza dair sesleri duymasını istemiyorsanız enerjiyi emen, sessiz yaylara sahip bir yatak seçmelisiniz.

Dayanıklı
Üzerindeki fiziksel aktivitenin uzun zaman süreceği göz önüne alınırsa kendini bırakmayan, yayları sağlam bir yatak seçmekte fayda var.

Yumuşak doku
Sürtünmeden kaynaklı bilek, diz, bacak veya diğer bölgelerin yaralanmasına karşı yumuşak dokuya sahip bir yatak seçilmelidir.

Tüm bu özelliklere sahip yatakları Yatak Burda'dan temin edebilirsiniz.

Uyku Bozukluğu Testi

Uyku Bozukluğu Testi
1. Hatırlamadığım halde bana uykum sırasında horladığım, tıkandığım veya nefesimin durduğu söyleniyor.

2. Yüksek tansiyonum var.

3. Gece boyunca kalp çarpıntısı veya kalp atışlarımın teklediğini hissederek uyandığım oluyor.

4. Gece iyi uyuduğum halde gün içerisinde kendimi uykulu hissediyorum.

5. Sık sık başağrısı ile uyanıyorum.

6. Araba kullanırken veya iş yerimde aşırı uyku ihtiyacı hissediyorum.

7. Gün içerisinde karşı koyamadığım uyuklama nöbetlerim oluyor.

8. Uykuya dalarken veya uyanırken rüya benzeri hayaller görüyorum.

9. Kızdığımda, şaşırdığımda, üzüldüğümde veya korktuğumda aniden uykuya daldığım oluyor.

10. Uyanınca birkaç dakika yerimden kıpırdayamadığım zamanlar oluyor.

11. Gece boyunca kol ve bacaklarımda atmalar olduğu yanımdakini tekmelediğim söyleniyor.

12. Uyumak için uzandığımda bacaklarımda sık sık karıncalanma hissediyorum.

13. Gece sık sık bacak kramplarıyla uyanır ve bundan kurtulmak için ayağa kalkıp yürüme ihtiyacı hissederim.

14. Sık sık gördüğüm ürkütücü, kötü rüyalardan rahatsız oluyorum.

15. Uykum sırasında yürüdüğüm, konuştuğum veya,dişlerimi gıcırdattığım söyleniyor.

16. Çalışma programım değiştiğinde ya da uçak yolculuklarından sonra kendimi yorgun ve uykulu hissediyorum.

Bu Cevaplar Ne Anlama Geliyor ?

Eğer 1 'den 6 'ya kadar olan sorulara iki veya daha fazla "evet" dediyseniz sizde uyku apnesi olabilir. Uyku apnesi gece uyku esnasında kişinin yüzlerce defa nefesinin durduğu, ciddi kalp-solunum problemleri yaratarak hayatı tehdit edebilen bir hastalıktır.

Eğer 7-10 numaralar arasındaki sorulara iki veya daha fazla "evet" dediyseniz, sizde narkolepsi (gün içinde önüne geçilemeyen uykuya dalma) adı verilen tıbbî bir rahatsızlık var demektir.

Eğer 11- 12 ve 13. sorulara "evet" dediyseniz, "periyodik bacak kasılmaları veya huzursuz bacak sendromu" olarak bilinen durum olabilir. Kan üresini yükselten hastalık durumlarında, ya da bazı nörolojik hastalıklarda bu durumlar ortaya çıkabilir. Tedavi edilmediği taktirde uykusuzluğa neden olur. Eğer 14- 15 ve 16 numaralı sorulara cevabınız"evet" ise, sizde parsomnia adı verilen uyurgezerlik, uykuda konuşma, gece kabusları veya diş gıcırdatma belirtileriyle ortaya çıkan rahatsızlık söz konusu olabilir.

Daha fazla bilgi için Yatak Burda 'yı ziyaret ediniz.

Uyku Apnesi

Uyku Apnesi
"Yorgunluk, aşırı sinirlilik, yüksek tansiyon, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, kontrol edilemeyen şişmanlama gibi sorunlarınız varsa; nedeni, sizin farkedemediğiniz uyku apnesi olabilir. Tedavi edilmeyen uyku apnesi 10- 20 yıl içinde kalp hastalıkları da dahil olmak üzere yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Günümüzde uyku apnesi teknolojinin ışığında geliştirilmiş özel cihaz ve yöntemlerle tedavi edilmektedir. "

Gebelikte Uyku Pozisyonu

Hamilelikte (gebelikte) nasıl ve hangi yana yatmalı?
Hamilelikte özellikle sol yana yatış pozisyonu önerilir. Neden sağ tarafa değil de sol tarafa? Çünkü vücudun ortasından hafif sağ tarafta en büyük toplar damar (vena kava inferior) geçer. Sağ tarafa doğru yatılırsa bu toplar damara rahim bası yaapr ve kalbe dönen kan miktarı azalır, bu da bebeğe giden kan miktarının azalmasına neden olur. Sağ tarafa yatıldığında kalbe dönen kan azalacağı için vücuttaki şişlikler artabilir. Sol yana yatıldığında tersine plasentaya (bebeğin eşine) giden kan artar, böylece bebeğe daha fazla oksijen ve besin maddesi ulaşır. Sol tarafa yatmak kan dolaşımındaki sirkülasyonu arttırarak vücuttaki şişlikleri (ödem) azaltır. Hamileler için en rahat uyku pozisyonu sol yana yatarak bacakların karna doğru çekildiği pozisyondur. Sol yana yatarken sırtınızın arkasına büyükçe bir yastık koyarak hem daha rahat edersiniz hem de uykudayken sağa dönmeyi engelleyebilirsiniz.

İlk 3 ay, yatış pozisyonu:
Hamileliğin ilk 3 ayında yatış pozisyonu önemli değildir, yüzüstü hariç her pozisyonda yatılabilir çünkü bu aylarda rahim küçük ve hafif olduğu için damarları bası yapmaz.

Hamilelikte sırtüstü yatmak:
Gebeliğin özellikle son aylarında sırt üstü yatmaktan kaçınmak gerekir. Bu pozisyonda rahim bütün ağırlığıyla büyük kan damarlarına, omurgaya, sırt kaslarına ve barsaklara baskı yapar. Bu da bel ağrılarına ve hemoroide (basur) neden olabilir. Sırt üstü yatmak kan basıncında düşmeye neden olabilir, bazen anne adayları bu şekilde baş dönmesi, halsizlik gibi şikayetler hissederler. 

Hamilelikte yüz üstü yatmak:
Hamilelikte yüzüstü yatmamak gerekir. Tahmin edilebileceği gibi bu pozisyonda rahim ve bebek baskıya uğrayabilir.
İyi bir uyku için Yatak Burda yataklarını tercih etme en doğru karar olacaktır.

Uyku Aşamaları ve Uyku Evreleri

UYKUNUN AŞAMALARI

Sakin uyanıklık: Gözler kapalı, sakin ve hareketsiz olarak yatıldığında, beynin orta ve arka bölgelerinden, 8-12 hz. frekansında alfa dalgaları olarak adlandırılan dalgalar kaydedilir. Bu sırada göz küresi hareketleri görülmez veya göz kırpma sonucu ortaya çıkan dalgalar EOG kanallarında görülebilir. Kas tonusu uykudaki diğer dönemlere göre yüksek düzeydedir.

Non-REM uykusu (NREM): "Yavaş uyku” olarak da adlandırılan bu uyku gittikçe derinleşen 4 dönemden oluşur. 1. ve 2. döneme "yüzeyel yavaş uyku”, 3. ve 4. döneme ise "derin yavaş uyku” adı verilir.

1. faz: Uykuya dalma dönemi olarak bilinir. Bu sırada EEG’de karışık frekansta, düşük voltajlı dalgalar saptanır. Aynı anda yavaş göz küresi hareketleri EOG kanallarında izlenmeye başlanır. Yavaş göz küresi hareketleri gözlerin uykuya daldıktan sonra yavaş yavaş iki yöne hareketidir. Uykuya dalma ile birlikte kas tonusu uyanıklığa göre bir miktar azalmıştır. Uykunun bu ilk dönemi, gece içinde zaman zaman tekrar ortaya çıkarak, tüm gece uykusunun yüzde 1-4′ünü oluşturur.

2. faz: Beyin dalgalarının kaydedildiği, EEG kanallarında başlangıçta 1. fazdakine benzer düşük voltajlı, daha sonra amplitüdü giderek artan, 4-7 hz. frekansında "teta dalgaları” olarak adlandırılan temel aktivite devam ederken periyodik olarak tekrarlayan özel bazı uyku elemanları ortaya çıkar. Bunlar uykunun derinleştiğini gösteren kısa süreli, 13-14 hz. frekansında, iğ şeklinde bir aktivite olan uyku iğleri (sleep spindle) ile uykunun yüzeyelleştiğini gösteren yüksek amplitüdlü, üçlü kompleks bir dalga olan K komplekslerdir. 1. fazda görülen yavaş göz küresi hareketleri bu dönemde de devam eder. Kas gerginliği 1. faza oranla biraz daha azalmıştır. Tüm gece uykusunun yüzde 45-50′sini 2. faz uykusu oluşturur.

3. ve 4. faz: Bu dönemlerde uyku artık iyice derinleşmiştir. Komadaki hastalarda görülen dalgalara benzer şekilde 1-4 hz. frekansında delta olarak adlandırılan, yüksek voltajlı yavaş dalgalar EEG’ye hakim hale gelir. Delta adı verilen beyin dalgalarının belli bir uyku döneminin yüzde 20′si ile yüzde 50′sini oluşturması halinde 3. fazdan, bu aktivitenin uyku döneminin yüzde 50′den fazlası olması halinde ise uykunun 4. fazından bahsedilir. Kural olmamakla birlikte, yavaş göz küresi hareketleri bu dönemlerde de görülebilir. Kas gerginliği daha da azalmıştır. Gece uykuda geçen sürenin yüzde 20-25′i 3. ve 4. uyku dönemlerinden oluşur.

REM uykusu (paradoksal uyku): REM uykusu birçok özelliği ile diğer uyku dönemlerinden ayrılır. EEG’de 1. fazdakine benzer bir aktivite görülmekle beraber bazen testere dişine benzeyen dalgalar ortaya çıkabilmekte veya uyanıklıktakine yakın frekansta dalgalar temel aktiviteye eklenebilmektedir. REM dönemine adını veren asıl farklı özelliği, EOG kanallarında kaydedilen hızlı göz küresi hareketleridir. Hiçbir uyku döneminde rastlanmayan hızlı göz küresi hareketleri, tek tek veya gruplar halinde bu uyku döneminde ortaya çıkarlar. Yüzde, kol ve bacaklarda minik seyirmeler dışında, REM’de kas gerginliği tamamen kaybolmuştur. Kas tonusunun tam olarak kaybolmasına rağmen, beyin aktivitesinin 1. faz gibi, uyanıklığa yakın bir döneminkine benzemesi, REM dönemini bazı yazarların "paradoksal uyku” olarak adlandırmasının sebebidir. Rüyaların yüzde 80-90′ının REM döneminde görülmesi bu fazın rüya dönemi olarak adlandırılmasına sebep olmuştur. REM dönemi gece uykusunun yüzde 20-25′ini oluşturur.

UYKU PASİF BİR SÜREÇ DEĞİLDİR

Yukarıda özellikleri belirtilen 5 uyku dönemi gece içinde değişen süre ve aralıklarla birbirini izleyerek tekrarlamaktadır. Tabii ki bu uyku dönemlerini sınıflamada olduğu gibi, kesin sınırlarla birbirinden ayırmak mümkün değildir. 1. fazdan hemen sonraki 2. faz ile 3. fazdan veya REM’den önceki 2. faz arasında beyin aktiviteleri açısından farklılıklar vardır.

Araştırmacılara, klinik çalışmalarında kolaylık sağlaması ve belirli bir standardizasyon oluşturulması amacıyla, uyku fazları kesin kurallarla birbirinden ayırdedilmiştir. Bu kurallar ışığı altında yapılan uyku fazı sınıflamaları uykunun yapısı hakkında rakamsal değerler verse de, uykunun kalitesi ile ilgili kesin bir fikir vermesi mümkün değildir.

Son yıllardaki teknik gelişmelerin de katkısı ile uykunun yapısı hakkında daha detaylı bilgi verecek otomatik frekans ve voltaj analiz yöntemleri birçok araştırmacı grup tarafından kullanılmaya başlanmıştır.

Bu yöntemlerle uykuyu oluşturan beyin dalgalarının frekansı, voltajı ve bu değerlerle ilgili birçok parametre otomatik olarak hesaplanmakta, uyku EEG’sini oluşturan dalgaların bütünü hakında son derece detaylı veriler elde edilebilmektedir.

Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere, uyku pasif ve monoton bir süreç olmaktan çok, kendi içinde belli bir düzeni olan aktif ve değişken bir süreçtir.

İyi bir uyku için Yatak Burda yataklarını tercih etme en doğru karar olacaktır.

Visco Nedir

Visco ana maddesi olan visco elastik malzeme milyarlarca mikroskobik hafıza hücresi içerir. Moleküllerin sahip olduğu hareket yeteneği sayesinde etkiye minimum tepki gösteren açık hücreli ve akıllı bir malzemedir. Basınç azaltıcı özelliği olan bu malzeme, ilk olarak NASA tarafından astronotların uzay yolculuklarında maruz kaldığı basınç ile başa çıkmaları amacı ile geliştirilmiştir. Uzay teknolojisi ile üretilen Visco, üst yüzeyinde kullanılan viscoelastik malzeme ile basınç azaltıcı özelliğe sahip, hafıza özelliği olan bir Yataktır. İçeriğindeki hafıza hücreleri vücut ile temas ettiği anda ısı ve ağırlığa bağlı olarak hareketlenmeye başlar ve bu hareketlenme Yatak vücudun şeklini alana kadar devam eder. Vücuda tam uyum sağlayan yapısıyla vücut üzerindeki basıncı azalttığı ve kan dolaşımını rahatlattığı için tıp doktorlarınca önerilir. Yataktaki istenmeyen dönme hareketlerini azaltır ve uyku kalitesini arttırır. Bu sayede uyku kalitesini azaltan, sabah kalkıldığında aşırı yorgunluk ve ağrılara sebep olan olumsuz etkiler büyük oranda ortadan kalkar. Sağlıklı insanlar için de en uygun Yatak olan Visco, bel, sırt, omuz ve boyun ağrılarının tedavi sürecine yardımcı olur. Akıllı Yatak Visco’nun içeriğindeki yüksek yoğunluklu, yani yüksek danisiteli viscoelastik malzeme basınç azaltıcı özellikli, nefes alan bir malzemedir. Yatağın yüksek yoğunluklu olması sayesinde kullanım konforu arttığı gibi kullanım süresi de artmıştır. Etkin basınç azaltımı ve vücudunuza tam uyum sağlayan yapısıyla Visco, omuz, sırt, bel ve boyun ağrılarınızın giderilmesinde en etkin yardımcınızdır, bu sebeple Visco Life zamanına ve sağlığına önem verenlerin ilk tercihi olmuştur.